Urbanization and Slum House // Kentleşme ve Gecekondu

18/09/2005

Urbanization and Slum House

Urbanization is a process of population accumulation creating an increase in organization, labour division and specialization in the societal structure, which results in the increase in the number of cities and the growth of today’s cities in parallel with industrialization and economic development, and leading to changes peculiar to cities in human behaviour and relations. (1*)

Since 1950s migration from villages to big cities started and this phenomenon brought along the notion of the slum house. Slum houses appeared within the process of Turkey’s urbanization and their sociological position and the way they are being perceived have been varying. There have been different viewpoints and changes in them.

The slum houses were first built close to business centers in the cities and as rambling shanties on geographically disadvantaged areas such as stream beds or steep hillsides and turned into low-density neighbourhoods that are insufficient in terms of infrastructure and services and in the form of constantly enlarging circles that enclose the peripheries of the cities. (2*)

In the ‘50s and ‘60s, also with the influence of the modernization theory, social scientists considered the slum house as a temporary phenomenon which appeared within the process of transition from the traditional to the modern society and which would dissolve in time as a result of the development of the society and the urbanization of the migrants from the village to the city.

In the ‘70s when the Dependency Theory was influential, the slum house started to be considered as a permanent byproduct of the urbanization phenomenon experienced by the periphery countries in the capitalist system instead of a temporary phenomenon experienced within the transition process from the traditional to the modern.

The constructing of the slum house residents as a homogeneous community was replaced by the ethnic, sectarian and gender-based differentiation within the community in 1980s and 1990s. This coincided with the postmodern discourse which started to be dominant in the Western world and emphasized identity and differences.

Today the slum houses appear as areas where illegal political organizations take root and where life styles and ideas contrary to the foundation principles of the Republic and especially to secularism prevail.

Besides, slum houses become the address of all kind of violence and illegality varying from thinner addicted children to street gangs and snatchers. (3*)

1* Urbanization and Crime, Eray Utku (Article), Public Prosecutor of Ula
2* Constructing Slum Houses as the ‘Other’ in Slum House Studies, Tahire Erman (Article)
3* Constructing Slum Houses as the ‘Other’ in Slum House Studies, Tahire Erman (Article)

 

Kentleşme ve Gecekondu

Kentleşme, sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artması ve bugünkü kentlerin büyümesi sonucunu doğuran toplum yapısında, artan oranda örgütleşme, iş bölümü ve uzmanlaşma yaratan, insanın davranış ve ilişkilerinde kentlere özgü değişikliklere yol açan bir nüfus birikim sürecidir. (1*)

1950’lerden itibaren köylerden büyük kentlere göç başlamıştır ve bu olgu beraberinde gecekondu kavramını da getirmiştir. Türkiye’nin kentleşme sürecinde gecekondular ortaya çıkmış ve sosyolojik anlamdaki konumları, algılanış biçimleri değişiklik göstermiştir. Bakışlar farklı olmuş ve değişme göstermiştir.

Gecekondular ilk önceleri kentlerin iş merkezlerine yakın ve çoğunlukla dere yatağı, dik yamaç gibi coğrafi olarak dezavantajlı arazilerde derme çatma barakalar olarak yapılmışlar ve zamanla kentlerin çeperlerini saran ve sürekli genişleyen halkalar halindeki düşük yoğunluklu, alt yapı ve servisler açısından yetersiz mahallelere dönüşmüşlerdir. (2*)

50’li ve 60’lı yıllarda modernleşme kuramının da etkisiyle sosyal bilimciler gecekonduyu geleneksel toplumdan modern topluma geçiş sürecinde ortaya çıkan, zaman içerisinde toplumun gelişmesi ve köyden kente göçenin kentlileşmesi sonucunda eriyecek olan geçici bir olgu olarak görmektedir.

Bağımlılık Kuramını etkili olduğu 70’li yıllarda ise gecekondu, gelenekselden moderne geçiş süreci içinde yaşanan geçici bir olgu yerine, kapitalist sistemdeki çeper ülkelerin yaşadıkları kentleşme olgusunun kalıcı bir ürünü olarak görülmeye başlanmıştır.

Gecekondulunun homojen bir topluluk olarak kurgulanması, yerini 1980 ve 1990’larda topluluk içindeki etnik, mezhepsel ve cinsiyete dayalı farklılaşmaya bırakmıştır. Bu durum Batı dünyasında hakim olmaya başlayan, kimlik ve farklılıkların vurgulandığı post-modern söyleme denk düşmüştür.

Bugün gecekondu toplumda karşımıza yasa dışı bölücü siyasi örgütlerin kök saldıkları, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerin ve özellikle laikliğe aykırı yaşantı ve görüşlerin hüküm sürdüğü çevreler olarak çıkmaktadır.

Ayrıca, tinerci çocuklardan, sokak çetelerine, kapkaççılara kadar her türlü şiddetin ve yasa dışlığın adresi gecekondular olmaktadır. (3*)

1* Kentleşme ve Suç, Eray Utku (Makale), Ula C. Savcısı.
2* Gecekondu Çalışmalarında ‘Öteki’ Olarak Gecekondulu Kurguları, Tahire Erman (Makale)
3* Gecekondu Çalışmalarında ‘Öteki’ Olarak Gecekondulu Kurguları, Tahire Erman (Makale)

Comments (0) | Tags: , , , , , , , , , , , , | More: blog

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir